Serbest Bölge Kimin İçin Avantaj: Yabancı Yatırımcı ve Türk Şirketi Açısından

İstisnayı doğuran şey şirketin serbest bölgede kurulmuş olması değil, satışın nereye yapıldığı. Yurt içi satış vergili. Teşvikler, şartlar ve teknokent farkı.

Serbest bölge konuşulurken hep aynı cümle kuruluyor: orada vergi yok.

Bu cümle iki yıl öncesine kadar bile tam doğru değildi. Bugün büsbütün yanlış.

Serbest bölgede istisnayı doğuran şey şirketin nerede kurulduğu değil. Satışın nereye yapıldığı. Ve bu ayrım son iki yılda iki kez değişti, ikisi de kapsamı doğrudan etkiledi.

Bu yazı iki ayrı okuyucu için: Türkiye’ye yatırım yapmayı düşünen yabancı şirket ve serbest bölge faaliyetini değerlendiren Türk şirketi. İkisinin hesabı farklı yerde kırılıyor.

Önce mekanizma: istisna satışın yönüne bağlı

Serbest bölgede üretim yapan bir şirketin kazancı, ürünün nereye satıldığına göre ikiye ayrılıyor.

İstisna kapsamında olan satışlar: yurt dışına yapılan ihracat, serbest bölge içine yapılan satış ve diğer serbest bölgelere yapılan satış.

İstisna kapsamında olmayan satış: Türkiye’nin serbest bölgeler dışındaki iç pazarına yapılan satış.

Yani aynı şirket, aynı fabrika, aynı ürün. Konteyner limana gidiyorsa kazanç istisna, kamyon Ankara’ya gidiyorsa vergili.

Bu ayrımı kavramadan kurulan her serbest bölge modeli, ilk yurt içi satışta beklenmedik bir vergi yüküyle karşılaşıyor.

Kapsam iki kez değişti, ikisini de bilmek gerekiyor

Eskiden durum daha basitti: bölgede imal edilmiş olması yeterliydi, ürünün nereye satıldığına bakılmıyordu.

1 Ocak 2025’ten itibaren bu değişti. İstisna, üretimin bölgede yapılmış olmasına değil, satışın yurt dışına gerçekleştirilmiş olmasına bağlandı. Yurt içi satıştan doğan kazanç istisna dışına çıktı.

1 Ocak 2026’dan itibaren kapsam bir miktar geri geldi. Serbest bölge içine ve diğer serbest bölgelere yapılan satışlardan doğan kazançlar yeniden istisnaya alındı.

Yurt içi satış ise geri getirilmedi. Bugün hâlâ vergili.

Bir ayrıntı daha var ve eski yapıları ilgilendiriyor: 6 Şubat 2004 ruhsat tarihi bir ayrım noktası oluşturuyor. Bu tarihten sonra ruhsat almış mükelleflerde istisna, yukarıda sayılan üç satış türüyle sınırlı. Elinizde eski tarihli bir ruhsat varsa durumunuz farklı değerlendiriliyor ve bunu ruhsat tarihine bakmadan konuşmak mümkün değil.

Teşvik unsurları: dört kalem

Kurumlar vergisi istisnası tek başına durmuyor. Yanında üç kalem daha var ve toplamda tablo değişiyor.

Personel ücretlerinde gelir vergisi terkini. Üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az yüzde seksen beşini yurt dışına ihraç eden mükelleflerde, üretimde çalışan personelin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisi tecil ediliyor ve şart gerçekleşince terkin ediliyor.

Buradaki yüzde seksen beş bir hesap değil, bir eşik. Yıl sonunda ihracat payı yüzde seksen dörtte kaldıysa istisna oransal olarak azalmıyor, o yıl için tamamen kayboluyor. Bordro maliyetini bu istisnaya dayandırarak planlayan bir şirkette eşiğin altına düşmek tek kalemde bütçe dışı bir yük doğuruyor.

Katma değer vergisi. Türkiye’den serbest bölgeye yapılan mal teslimleri ihracat rejiminde değerlendiriliyor, yani vergi doğmuyor. Bölgede verilen hizmetler de istisna kapsamında. Bakım, onarım, montaj, ambalajlama ve depolama gibi hizmetlerde ise iki şart birlikte aranıyor: hizmeti alanın Türkiye dışında yerleşik olması ve malların bölgeden yabancı bir ülkeye gönderilmesi.

Damga vergisi ve harçlar. Bölgedeki faaliyetlerle ilgili işlemler ve düzenlenen kâğıtlar muaf. Küçük görünen ama sözleşme yoğun çalışan yapılarda yıllık olarak anlamlı bir kalem.

Gümrük tarafı. Serbest bölgeye giren eşya serbest dolaşıma girmiş sayılmıyor. Bu, malı Türkiye’ye sokmadan işleyip yeniden çıkaran modelin asıl dayanağı. Aynı mal bölgeden yurt içine geçtiğinde ise ithalat işlemi doğuyor.

Bu teşviklerin tamamı Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin gerçekleşeceği yıla kadar tanımlı. Yani süresiz değil ama öngörülebilir bir ufka sahip.

Yabancı şirket açısından: Türkiye’yi neye kullanacaksınız

Türkiye’ye yatırım yapan yabancı bir şirket için serbest bölge kararı tek soruya iniyor: hedef pazar nerede.

Model oturuyorsa şöyle görünüyor. Hammadde veya yarı mamul yurt dışından geliyor, serbest bölgeye serbest dolaşıma girmeden alınıyor, burada işleniyor veya montajlanıyor, sonra yeniden yurt dışına çıkıyor. Türkiye bu modelde bir üretim ve lojistik üssü. Gümrük yükü doğmuyor, kazanç istisna kapsamında, personel tarafında da ihracat oranı yüksek olduğu için terkin işliyor.

Model oturmuyorsa şöyle görünüyor. Şirket Türkiye iç pazarına satış yapmak için geliyor. Bu durumda serbest bölge iki taraftan da aleyhe çalışıyor: iç pazara yapılan satışın kazancı istisna dışında ve mal bölgeden yurt içine geçerken ithalat işlemi doğuyor. Yani hem vergi avantajı yok hem ek bir operasyon katmanı var.

İkinci durumdaki şirket için doğru yapı serbest bölge değil, doğrudan Türkiye’de kurulan bir şirket. Kuruluş sonrası işleyişi ve sık takılınan yerleri yabancı olarak Türkiye’de şirket kurmak yazısında ayrıntılı ele almıştım.

Bir de kuruluştan sonra gelen ve kimsenin baştan hesaplamadığı bir başlık var: paranın hareketi. Yurt dışından gelen transferin bankada nasıl okunduğu ayrı bir konu ve ayrı bir yazıda anlattım.

Türk şirketi açısından: bölgeye taşınmak neyi değiştirir

Halihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirket için hesap farklı kuruluyor, çünkü ortada bir seçim değil bir taşınma kararı var.

Gelir bileşiminize bakın. İhracat payınız yüzde seksen beşin üzerindeyse hem kazanç istisnası hem personel terkini işliyor ve tablo güçlü. Payınız yüzde altmışlarda ise kazancınızın önemli bir kısmı istisna dışında kalıyor ve personel istisnası hiç işlemiyor. Bu ikinci durumda bölgeye taşınmanın maliyeti kazancından fazla olabiliyor.

Bileşimin oynaklığını da hesaba katın. Yüzde seksen beş eşiği yıllık ölçülüyor. İhracat payı yıldan yıla dalgalanan bir şirkette bu istisna güvenilir bir kalem değil; iyi yılda var, kötü yılda yok. Bordro planlamasını buna dayandırmak riskli.

Operasyon tarafını küçümsemeyin. Serbest bölge kendi ruhsat, kira, faaliyet ve raporlama düzenine sahip. Bu düzen bir maliyet kalemi ve küçük ölçekte teşviklerin bir kısmını götürüyor.

Personel tarafı ayrı bir başlık. Bölgedeki istihdamın nasıl kurulduğu, kimin üretim personeli sayıldığı ve bunun belgelendirilmesi istisnanın ayakta kalmasını doğrudan etkiliyor. Faturayla çalışan ekip kurgusunun burada da yeniden nitelendirme riski taşıdığını hatırlatmak gerekiyor.

Asıl karar: serbest bölge mi, teknokent mi, yoksa hiçbiri mi

Yurt dışına satan bir şirketin önünde aslında üç rejim var ve çoğu zaman yalnız biri konuşuluyor.

Serbest bölge. Kazanç istisnası satışın yönüne bağlı. İç pazara satış kapsam dışı. Fiziksel mal akışı olan, ihracat ağırlıklı üretim modeline uygun.

Teknokent. Kazanç istisnası satışın yönüne değil, faaliyetin kapsam içinde olup olmadığına bağlı. Yani iç pazara yapılan satış da istisnaya girebiliyor. Yazılım ve Ar-Ge ağırlıklı, geliri karma olan yapılara uygun. Kapsamın nerede başlayıp bittiğini ayrı bir yazıda çizmiştim.

Hiçbirine girmeden hizmet ihracı indirimi. Bölgeye veya teknokente taşınmadan, mevcut yapıda kalarak yurt dışına satılan hizmetin kazancı üzerinden indirim. Operasyonel yükü en hafif olan yol. Kendi rakamlarınızla görmek isterseniz hizmet ihracı kazanç indirimi aracı hesabı çıkarıyor.

Ayrımı yapan soru şu: iç pazara satacak mısınız.

Cevap hayırsa ve fiziksel mal akışı varsa serbest bölge güçlü. Cevap evetse serbest bölge kazancın bir kısmını istisna dışında bırakıyor ve teknokent ya da mevcut yapıda kalmak öne geçiyor. Bu karşılaştırmayı oyun stüdyoları üzerinden somutlaştırdığım ayrı bir yazı da var.

Yazılım tarafında bir uyarı daha gerekiyor. Yazılım üretimi serbest bölgede istisnadan yararlanabiliyor ama alan göründüğünden dar: üretimin münhasıran ve fiilen bölgede yapılmış olması, işin ticari amaçla hazırlanmış olması ve ihracatın belgeyle tevsiki aranıyor. Ekibin bir kısmı bölge dışında çalışan bir yapıda bu şart tartışmalı hâle geliyor.

Karar vermeden önce çıkarılacak üç sayı

Serbest bölge kararı bir tercih değil bir hesap. O hesabın üç girdisi var.

İhracat payınız. Yurt dışı satışın toplam içindeki oranı. Yüzde seksen beşin neresinde olduğunuz hem personel istisnasını hem modelin bütününü belirliyor.

İç pazar satışınızın kazanç payı. Bu kısım istisna dışında kalacak. Tutarı bilmeden modelin net getirisi hesaplanamıyor.

Operasyon maliyeti. Ruhsat, kira, bölgedeki idari düzen ve ek raporlama. Küçük ölçekte bu kalem teşvikin önemli bir bölümünü götürüyor.

Bu üçü çıkarılmadan verilen serbest bölge kararı, tahmine dayanmış oluyor.

Özetle

Serbest bölge bir vergi cenneti değil, bir ihracat rejimi. Avantajı üretimi oraya taşımaktan değil, satışı yurt dışına yapmaktan doğuyor.

Son iki yılda kapsam iki kez değişti ve yurt içi satış kalıcı olarak dışarıda kaldı. Bu yüzden 2024’te doğru olan bir model bugün yanlış sonuç verebiliyor.

2003’ten beri bu masadayım ve serbest bölge dosyalarında gördüğüm hata neredeyse hep aynı: karar, şirketin nereye taşınacağı üzerinden veriliyor. Oysa belirleyici olan şirketin nerede durduğu değil, malın nereye gittiği.

Türkiye’deki yapılanmanızı birlikte kuralım.

İlk görüşme 30 dakika ve ücretsiz. Durumunuzu dinliyorum, nereden başlanacağını birlikte belirliyoruz.

Ücretsiz Randevu Al →

Bu konuda nasıl çalıştığımı görmek isterseniz: Yabancı Şirket Kuruluşu

Sık sorulan sorular

Serbest bölgede şirket kurunca kurumlar vergisi ödemez miyim?

Böyle çalışmıyor. İstisnayı doğuran şey şirketin serbest bölgede kurulmuş olması değil, bölgede imal edilen ürünün nereye satıldığı. Ürün yurt dışına, serbest bölge içine veya başka bir serbest bölgeye satılıyorsa kazanç istisna kapsamında. Türkiye'nin serbest bölgeler dışındaki iç pazarına satılıyorsa o kazanç vergiye tabi. Yani bölgeye taşınmak tek başına bir vergi sonucu doğurmuyor; satışın yönü doğuruyor.

Yurt içi satış ne zaman istisna dışına çıktı?

1 Ocak 2025'ten itibaren. Öncesinde bölgede imal edilen ürünün yurt dışına mı yurt içine mi satıldığına bakılmıyordu, üretimin bölgede yapılmış olması yeterliydi. 7524 sayılı Kanunla istisna satışın yurt dışına yapılmış olmasına bağlandı. Sonra 7577 sayılı Kanunla 1 Ocak 2026'dan itibaren kapsam bir miktar genişletildi ve serbest bölge içine ve diğer serbest bölgelere yapılan satışlar da yeniden istisnaya alındı. Yurt içi satış ise geri getirilmedi, hâlâ vergili.

Personel ücretlerindeki istisna nasıl işliyor?

Üretilen ürünlerin FOB bedelinin en az yüzde seksen beşini yurt dışına ihraç eden mükelleflerin, üretimde çalışan personeline ödedikleri ücretler üzerinden hesaplanan gelir vergisi tecil ediliyor ve şart gerçekleştiğinde terkin ediliyor. Bu oran yıllık olarak ölçülüyor, yani ihracat payı yıl içinde yüzde seksen beşin altına düşerse istisna o yıl için kaybediliyor. Şartın kendisi bir hesap değil bir eşik ve eşiğin altına düşmek kısmi sonuç değil tam kayıp doğuruyor.

Katma değer vergisi tarafında ne oluyor?

Türkiye'den serbest bölgeye yapılan mal teslimleri ihracat rejiminde değerlendiriliyor, yani katma değer vergisi doğmuyor. Serbest bölgede verilen hizmetler de istisna kapsamında. Bakım, onarım, montaj, ambalajlama ve depolama gibi hizmetlerde ise iki şart aranıyor: hizmeti alanın Türkiye dışında yerleşik olması ve malların serbest bölgeden yabancı bir ülkeye gönderilmesi.

Damga vergisi ve harç muafiyeti var mı?

Var. Serbest bölgelerde gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili işlemler ve düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden ve harçlardan muaf. Bu muafiyet, sözleşme yoğun çalışan yapılar için görünenden daha anlamlı bir kalem oluşturuyor.

Yabancı bir şirket serbest bölgeyi hangi durumda tercih etmeli?

Türkiye'yi bir üretim ve yeniden ihracat üssü olarak kullanacaksa. Malın Türkiye'ye serbest dolaşıma girmeden bölgeye alınıp işlenip yeniden yurt dışına çıkarıldığı modelde serbest bölge yerine oturuyor. Buna karşılık Türkiye iç pazarına satış yapacaksa model tersine dönüyor, çünkü iç pazara yapılan satışın kazancı istisna dışında ve üstüne gümrük yükümlülükleri doğuyor. Karar, hedef pazarın nerede olduğuna bakılarak veriliyor.

Yazılım üretimi serbest bölgede istisnadan yararlanır mı?

Belirli şartlarla yararlanabiliyor ama bu alan göründüğünden daha dar. Yazılımın münhasıran ve fiilen bölgede üretilmiş olması, ticari amaçla hazırlanmış olması ve ihracatın belgeyle tevsik edilmesi aranıyor. Olağan nitelikteki işler ve internet sitesi hazırlama gibi faaliyetler kapsam dışında değerlendiriliyor. Bu yüzden yazılım tarafında serbest bölge kararı, üretimin nerede fiilen yapıldığı sorusuna verilecek cevaba bağlı.

Serbest bölge mi teknokent mi?

Ayrımı yapan tek soru şu: iç pazara satacak mısınız. Serbest bölgede yurt içi satıştan doğan kazanç istisna dışında. Teknokent rejiminde ise kazanç istisnası satışın yönüne bağlı değil, faaliyetin kapsam içinde olup olmadığına bağlı; yani iç pazara yapılan satış da istisnaya girebiliyor. Geliri ağırlıklı ihracattan gelen ve fiziksel mal akışı olan yapılarda serbest bölge, geliri karma olan ve yazılım ağırlıklı yapılarda teknokent daha uygun oluyor.

← Tüm yazılara dön